Türk Milletlerarası Özel Hukuk PortalıMÖHUK Madde 2: Yabancı Hukukun Türk Mahkemelerince Uygulanması

15 Eylül 20260

Tercan Legal › Türk Milletlerarası Özel Hukuk Portalı › Madde 2

MÖHUK · 5718 sayılı Kanun · Şerh

Madde 2

Yabancı hukukun uygulanması

Kanun metni

5718 sayılı Kanun — Madde 2: Yabancı hukukun uygulanması

(1) Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.

(2) Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde, Türk hukuku uygulanır.

(3) Uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilâfı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması, sadece kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilâflarda dikkate alınır ve bu hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.

(4) Uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hâllerde, taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.

(5) Hukuku uygulanacak devlet iki veya daha çok bölgesel birime ve bu birimler de değişik hukuk düzenlerine sahipse, hangi bölge hukukunun uygulanacağı o devletin hukukuna göre belirlenir. O devlet hukukunda belirleyici bir hükmün yokluğu hâlinde ihtilâfla en sıkı ilişkili bölge hukuku uygulanır.

Resmî Gazete: 12.12.2007, S. 26728.

Türk Mahkemelerinde Yabancı Hukukun Uygulanması: 5718 Sayılı Kanun’un 2. Maddesi Üzerine Bir İnceleme

Özet

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 2. maddesi, yabancı hukukun Türk mahkemeleri önünde uygulanmasına ilişkin genel çerçeveyi belirlemektedir. Madde, hâkime Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallar uyarınca yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygulama yükümlülüğü getirmekte; yabancı hukukun muhtevasının tespitini düzenlemekte ve gerekli araştırmalara rağmen yetkili yabancı hukukun içeriğinin belirlenememesi hâlinde Türk hukukunun tali olarak uygulanmasını öngörmektedir. Ayrıca atıf, hukuk seçimi ve birden fazla bölgesel hukuk düzenine sahip devletlere ilişkin meseleler de aynı maddede düzenlenmektedir.

Bu incelemede MÖHUK’un 2. maddesi; kanuni düzenlemenin sistematiği, yasama süreci, seçilmiş öğretideki görüşler ve Yargıtay içtihadı çerçevesinde ele alınmaktadır. Özellikle yabancı hukukun muhtevasını tespit etme konusunda hâkime düşen görev, yabancı hukukun tespitindeki güçlük ile tespit edilememesi arasındaki ayrım ve 5718 sayılı Kanun’da atfın sınırlandırılmış uygulama alanı üzerinde durulmaktadır.

Anahtar Kelimeler:Türk milletlerarası özel hukukuMÖHUKyabancı hukukkanunlar ihtilafıuygulanacak hukukatıfYargıtay5718 sayılı Kanun

I. Giriş

Bir uyuşmazlığın Türk mahkemesi önünde görülmesi, uyuşmazlığın esasına mutlaka Türk maddi hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

Özel hukuk ilişkilerinin giderek daha fazla sınır aşan nitelik kazanmasıyla birlikte Türk mahkemeleri; yabancı uyruklu kişiler, milletlerarası sözleşmeler, sınır aşan iş ilişkileri, yabancıların evlilikleri, milletlerarası miras meseleleri ve birden fazla ülkeyle bağlantılı malvarlığı veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla sıkça karşılaşmaktadır.

Bu tür uyuşmazlıklarda ilk mesele, Türk hukukunun uyuşmazlığı nasıl çözdüğünden önce, hangi devlet hukukunun uygulanacağının belirlenmesidir.

Türk hukukunda bu meselelerin temel kanuni çerçevesini 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) oluşturmaktadır. Kanun’un 1. maddesi; yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınması ve tenfizini Kanun’un kapsamı içinde düzenlemektedir.[1]

II. Yabancı Hukukun Re’sen Uygulanması

A. Hâkimin Uygulanacak Hukuku Belirleme ve Uygulama Yükümlülüğü

MÖHUK m. 2/1 uyarınca hâkim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular.[2]

Bu yükümlülük, yabancı hukukun uygulanması bakımından temel öneme sahiptir.

Yabancı hukukun uygulanması yalnızca taraflardan birinin bunu talep etmesine bağlı değildir. Uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması hâlinde mahkeme, ilgili Türk kanunlar ihtilafı kuralını belirlemeli ve bu kuralın yetkili kıldığı hukuku tespit etmelidir.[3]

Bu belirleme sonucunda yabancı bir hukuk yetkili kılınıyorsa, söz konusu hukuk Türk milletlerarası özel hukukunun kanunlar ihtilafı sistemi gereğince uygulanır.

Dolayısıyla yabancı hukukun uygulanmasının sebebi, yabancı bir devletin Türk mahkemesindeki yargılama üzerinde yetki ileri sürmesi değil; Türk kanunlar ihtilafı kurallarının somut hukuki mesele bakımından o yabancı hukuk düzenini yetkili kılmasıdır.

Bu nedenle milletlerarası yetki ile uygulanacak hukuk birbirinden ayrılmalıdır. Türk mahkemesinin bir uyuşmazlığı görmeye milletlerarası yetkili olması, uyuşmazlığın esasına kendiliğinden Türk maddi hukukunun uygulanacağı sonucunu doğurmaz.

B. Tarafların Rolü

MÖHUK m. 2/1, yabancı bir hukuk düzeninin uygulanmasında karşılaşılabilecek pratik güçlükleri dikkate alarak, hâkimin yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebileceğini öngörmektedir.[4]

Buradaki ayrım önemlidir.

Taraflar yabancı hukukun tespitinde mahkemeye yardımcı olabilir; ancak hâkimin yetkili hukuku belirleme ve uygulama yükümlülüğü, taraflardan birinin yabancı hukuka dayanmasına veya onun içeriğini ispatlamasına bağlı değildir.

Somut olayın özelliklerine göre taraflar; yabancı mevzuat metinleri, mahkeme kararları, tercümeler, öğretideki çalışmalar veya ilgili yabancı hukuk kurallarının anlaşılmasına yardımcı olabilecek başka materyaller sunabilir.

Bu nedenle Türk öğretisinde, yabancı hukukun muhtevasının tespitinde hâkim ile tarafların üstlendiği roller MÖHUK m. 2 kapsamında ayrıca ele alınmaktadır.[5]

III. Yabancı Hukukun Muhtevasının Tespiti ve Türk Hukukunun Tali Olarak Uygulanması

Yabancı hukukun uygulanacağının belirlenmesi, kanunlar ihtilafı incelemesini tek başına tamamlamaz. Mahkemenin bundan sonra yetkili yabancı hukukun somut meseleye ilişkin içeriğini de tespit etmesi gerekir.

Bu tespit, yalnızca yabancı bir kanun metninin bulunmasından ibaret değildir. Mevzuat değişiklikleri, yargısal yorumlar, ikincil düzenlemeler ve farklı hükümlerin birbiriyle ilişkisi, yetkili yabancı hukukun güncel içeriğinin ve uygulanış biçiminin belirlenmesinde önem taşıyabilir.[6]

Bu sürecin uygulamada önemli güçlükler doğurabileceği açıktır. Hukuk sistemleri arasındaki farklılıklar, dil engelleri, güvenilir kaynaklara erişim sorunları ve yabancı hukuk kurallarının yorumuna ilişkin belirsizlikler, yabancı hukuku uygulamak durumunda olan mahkemenin görevini zorlaştırabilir.

A. MÖHUK m. 2/2: Türk Hukukuna Başvurmanın Şartı

MÖHUK m. 2/2, yetkili yabancı hukukun somut olaya ilişkin hükümlerinin sonuçta tespit edilememesi hâli için tali bir çözüm öngörmektedir.

Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde Türk hukuku uygulanır.[7]

Bu nedenle Kanun’un öngördüğü sıra önemlidir:

yabancı hukukun yetkili kılınması→gerekli araştırmanın yapılması→yabancı hukukun içeriğinin tespit edilememesi→Türk hukukunun tali olarak uygulanması

MÖHUK m. 2, yabancı hukukun tespitinde güçlük yaşanmasını tek başına Türk hukukunun uygulanması için yeterli saymamaktadır.

Türk hukuku, yabancı hukukun bilinmemesi veya tespitinin güç olması nedeniyle başvurulabilecek seçimlik bir hukuk değil, Kanun’da öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde devreye giren tali hukuktur.

Bu ayrım, Türk kanunlar ihtilafı sisteminin etkinliğini korumaktadır. Yalnızca güçlükle karşılaşılması Türk hukukuna doğrudan başvurmayı haklı kılsaydı, MÖHUK uyarınca yabancı hukukun yetkili kılınması uygulamada kolaylıkla etkisiz hâle gelebilirdi.

B. Yabancı Hukukun Tespitinde Başvurulabilecek Yollar ve Bilirkişi Yardımı

Bu noktada önem taşıyan meselelerden biri, Türk mahkemesinin yabancı hukukun içeriği hakkında güvenilir bilgiye hangi yollarla ulaşabileceğidir.

Tarafların yardımı yanında, Türkiye’nin de taraf olduğu 1968 tarihli Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi (Londra) başta olmak üzere milletlerarası sözleşmeler ve diğer adli iş birliği mekanizmaları da yabancı hukuk hakkında bilgi edinilmesini kolaylaştırabilir.[8]

Bilirkişiden yararlanılması ise ayrıca dikkatle değerlendirilmelidir.

Türk usul hukukunda salt hukuki meselelerin bilirkişiye bırakılması kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte öğretide, hukuki değerlendirme görevinin bilirkişiye devredilmesi ile yabancı hukukun içeriğinin tespit edilmesi ve anlaşılması amacıyla sınırlı biçimde uzman yardımından yararlanılması birbirinden ayrılmaktadır.[9]

Bu ayrım Yargıtay içtihadında da karşılık bulmaktadır. Somut olayın gerektirdiği hâllerde mahkeme, uygulanacak yabancı hukuk konusunda uzmanlığı bulunan bir kişiden yardım alabilir.

Bununla birlikte hukukun yorumlanması ve uygulanmasına ilişkin nihai sorumluluk hâkime aittir.

IV. Kanun Gerekçesi ve Tarihsel Arka Plan: 2675 Sayılı Kanun’dan 5718 Sayılı Kanun’a

5718 sayılı Kanun’un 2. maddesi değerlendirilirken, önceki 2675 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki düzenlemenin de dikkate alınması gerekir.

Mevcut 2. maddeye ilişkin kanun gerekçesi özellikle atıf bakımından önem taşımaktadır.[10]

Atıf, Türk kanunlar ihtilafı kuralının yabancı bir hukuk düzenini yetkili kılması ve ardından bu yabancı hukukun kendi kanunlar ihtilafı kurallarının dikkate alınması hâlinde gündeme gelir. Söz konusu kurallar uyuşmazlığı başka bir hukuk düzenine yönlendirebilir.

2675 sayılı önceki Kanun döneminde 2. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan atıf mekanizması daha geniş bir uygulama alanına sahipti. Mevcut düzenlemenin gerekçesinde, mahkemelerin yabancı hukukun uygulanmasında karşılaştıkları pratik güçlüklere; özellikle de bir yabancı hukuk düzeninin kanunlar ihtilafı kurallarından hareketle başka bir yabancı hukukun araştırılıp tespit edilmesinin doğurduğu zorluklara açıkça işaret edilmektedir.[11]

Aynı gerekçede dördüncü ve beşinci fıkraların önceki düzenlemede karşılığı bulunmayan yeni hükümler olduğu da belirtilmektedir. Dördüncü fıkra, hukuk seçiminin seçilen hukukun maddi hukuk hükümlerine yapılmış sayılacağına ilişkin öğretide genel kabul gören görüşü kanun hükmü hâline getirmiş; beşinci fıkra ise farklı hukuk düzenlerine sahip bölgesel birimlerden oluşan devletler için eklenmiştir.

5718 sayılı Kanun ile bu güçlükler dikkate alınarak atfın uygulama alanı sınırlandırılmıştır.

MÖHUK m. 2/3 uyarınca, uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması yalnızca kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilaflarda dikkate alınır; bu şekilde yetkili hâle gelen hukukun maddi hukuk hükümleri uygulanır.[12]

Dolayısıyla yeni düzenlemede atıf tamamen terk edilmemiş, daha geniş uygulanmasının yol açtığı pratik güçlükler nedeniyle belirli uyuşmazlık alanlarıyla sınırlandırılmıştır.

Bu yönüyle kanun gerekçesi, hükmün lafzını tamamlayan bir açıklama sunmaktadır: m. 2/3 atfın hangi alanlarda uygulanacağını belirlerken, gerekçe bu alanın neden sınırlandırıldığını ortaya koymaktadır.

V. Hukuk Seçimi

MÖHUK m. 2/4, yabancı hukukun uygulanmasına yol açabilecek farklı bir ihtimali, yani taraf iradesine dayanan hukuk seçimini düzenlemektedir.

MÖHUK’un taraflara uygulanacak hukuku seçme imkânı tanıdığı hâllerde, taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça hukuk seçimi, seçilen hukuk düzeninin maddi hukuk hükümlerine yapılmış sayılır.[13]

Böylece yabancı bir hukukun seçilmesi, o devletin kanunlar ihtilafı kurallarını kendiliğinden devreye sokarak ilişkinin başka bir hukuk düzenine yönlendirilmesine yol açmaz.

Bu düzenleme, hukuk seçiminin öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik bakımından önemli olduğu milletlerarası sözleşme ilişkilerinde özellikle önem taşır.

MÖHUK m. 2/4, taraflara tek başına sınırsız bir hukuk seçimi yetkisi vermez. Hukuk seçimine izin verilip verilmediği ve bu seçimin hangi sınırlara tabi olduğu, ilgili hukuki ilişkiyi düzenleyen özel MÖHUK hükmüne göre belirlenir.

VI. Birden Fazla Bölgesel Hukuk Düzenine Sahip Devletler

MÖHUK m. 2/5, hukuku uygulanacak devletin farklı hukuk düzenlerine sahip iki veya daha fazla bölgesel birimden oluşması hâlini düzenlemektedir.[14]

Bu durumda uygulanacak devlet hukukunun belirlenmesi, tek başına uygulanacak hukuk düzeninin tespiti için yeterli olmayabilir.

Öncelikle hangi bölge hukukunun uygulanacağı ilgili yabancı devletin hukukuna göre belirlenir. Bu devlet hukukunda belirleyici bir hüküm bulunmaması hâlinde ise m. 2/5 uyarınca uyuşmazlıkla en sıkı ilişkili bölge hukuku uygulanır.

Böylece hüküm, yetkili devletin ülke genelinde tek ve yeknesak bir özel hukuk düzenine sahip olmadığı hâllerde kanunlar ihtilafı sürecinin tamamlanmasını sağlar.

VII. Yargıtay İçtihadında MÖHUK m. 2

A. Yabancı Hukukun Re’sen Uygulanması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6574, K. 2022/8516, 25.10.2022

Karara konu boşanma davasında tarafların dava tarihinde Türk vatandaşı olmadıkları anlaşılmıştır. Yargıtay, bu nedenle uyuşmazlığın taraflar bakımından yabancılık unsuru taşıdığını ve uygulanacak hukukun MÖHUK hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.[15]

Daire, MÖHUK m. 2/1 uyarınca hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku, tarafların bu yönde bir talebi bulunup bulunmadığına bakmaksızın re’sen uygulamak zorunda olduğunu vurgulamıştır. Boşanma uyuşmazlığı bakımından mahkemenin öncelikle eşlerin vatandaşlıklarını belirlemesi; ardından m. 14/1’de öngörülen sıraya göre müşterek millî hukuku, tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukukunu, bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukukunu dikkate alması gerekmektedir.[16]

İlk derece mahkemesinin bu incelemeyi yapmaksızın doğrudan Türk hukukunu uygulaması nedeniyle hüküm Yargıtay tarafından bozulmuştur.[17]

Kararın önemi

Karar, m. 2/1’deki re’sen uygulama ilkesinin somut sonucunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Yargılamanın Türkiye’de yürütülmesi veya tarafların yabancı hukukun uygulanmasını talep etmemiş olması, mahkemenin uygulanacak hukuku MÖHUK uyarınca belirleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

B. Yabancı Hukukun Muhtevasını Araştırma Yükümlülüğü: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/3313, K. 2020/2354, 04.03.2020

Uyuşmazlık, Suriye bayraklı bir gemi üzerine konulan ihtiyati haczin haksız olduğu iddiasına dayalı tazminat talebinden doğmuştur. Geminin mülkiyetinin belirlenmesi bakımından ilgili MÖHUK hükümleri uyarınca Suriye hukukunun dikkate alınması gerekmiştir.[18]

İlk derece mahkemesi taraflardan Suriye hukuku hakkında bilgi sunmalarını istemiş; tarafların bu konuda bilgi vermemesi üzerine Türk hukukunu uygulamıştır. Yargıtay bu yaklaşımı yeterli görmemiştir. Daire, m. 2/1’e açıkça atıfla hâkimin yetkili yabancı hukuku re’sen uygulayacağını ve bu hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebileceğini belirtmiştir. Buna karşılık m. 2/2 uyarınca Türk hukukuna ancak yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde başvurulabilir.[19]

Bu nedenle Daire, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşları nezdinde araştırma yapılması da dâhil olmak üzere Suriye hukukunun muhtevasının tespiti için gerekli araştırmalar tamamlanmadan Türk hukukunun uygulanmasını isabetli bulmamıştır.[20]

Kararın önemi

Karar, m. 2/1 ile m. 2/2 arasındaki ilişkiyi göstermesi bakımından özellikle önemlidir. Tarafların yabancı hukuka ilişkin bilgi veya belge sunmaması, tek başına yabancı hukukun tespit edilemediği anlamına gelmez. Türk hukukunun m. 2/2 uyarınca tali olarak uygulanabilmesi için öncelikle mahkemenin yabancı hukukun muhtevasını araştırma yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir.

C. Yabancı Hukukun Seçilmesi ve Uygulanması: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/6900, K. 2023/8321, 31.05.2023

Uyuşmazlık, işçinin işverenin Rusya’daki projelerinde gerçekleştirdiği çalışmalardan kaynaklanmıştır. Yargıtay’ın önceki bozma kararında, belirli çalışma dönemleri bakımından MÖHUK m. 27/1 kapsamında geçerli bir hukuk seçimi bulunduğu ve ilgili alacaklara Rusya hukukunun uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.[21]

Bozma sonrasında taraflar Türk hukukunun uygulanmasını talep etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi de uyuşmazlığı Türk hukukuna göre sonuçlandırmıştır. 9. Hukuk Dairesi, bu şekilde önceki bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini belirtmiştir. Daire, m. 2/1 ve 2/2 hükümlerini hatırlatarak yetkili yabancı hukukun uygulanması gerektiğini; Türk hukukuna ise yabancı hukukun ilgili hükümlerinin gerekli araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde başvurulabileceğini ortaya koymuştur.[22]

Bu nedenle Yargıtay, Rusya hukukunun uygulanmasına ilişkin önceki bozma kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla hükmü yeniden bozmuştur.

Belirtmek gerekir ki MÖHUK m. 27, 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile değiştirilmiş; maddenin birinci ve dördüncü fıkraları yeniden kaleme alınmıştır. Karar, hükmün bu değişiklikten önceki metnini uygulamıştır.

Kararın önemi

Karar, m. 2’nin hukuk seçimi bağlamındaki işleyişini göstermektedir. İlgili dönem bakımından yabancı hukuk geçerli biçimde seçilmiş ve uygulanacak hukuk olarak belirlenmişse, yargılamanın esasına girildikten sonra Türk hukukunun bunun yerine geçirilmesi mümkün değildir. Yetkili yabancı hukukun MÖHUK hükümlerine uygun biçimde uygulanması gerekir.

D. İncelenen Yargıtay Kararlarında MÖHUK m. 2/3 ve Atıf

MÖHUK m. 2/3’e göre, yetkili yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması yalnızca kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilaflarda dikkate alınır ve bu şekilde yetkili kılınan hukukun maddi hukuk hükümleri uygulanır.

Bu inceleme kapsamında ele alınan yakın tarihli aile hukuku kararlarında söz konusu kural, m. 2’nin genel çerçevesinin bir parçası olarak aktarılmaktadır. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/3881, K. 2024/494, 25.01.2024 tarihli kararında, Suriye vatandaşı eşler arasındaki boşanma uyuşmazlığında m. 2/3 hükmüne yer verilmiştir. Bununla birlikte kararın bozma gerekçesi, ilk derece mahkemesinin tarafların müşterek millî hukukunu araştırıp uygulamadan Türk hukukuna göre hüküm kurmuş olmasıdır.[23]

Bu nedenle söz konusu kararın atıf mekanizmasının somut bir uygulaması olarak nitelendirilmesi isabetli değildir. İncelenen içtihat bakımından m. 2/3’e ihtiyatlı yaklaşılmalıdır: atıf mekanizması hükmün lafzı ve kanun gerekçesi üzerinden açıklanmakta; anılan karar ise yalnızca m. 2/3 hükmünün uygulanacak hukuka ilişkin genel çerçeve içinde zikredildiğini göstermektedir.

VIII. MÖHUK m. 2 ile Kamu Düzeni İstisnası Arasındaki İlişki

MÖHUK m. 2, Türk kamu düzeni istisnasını düzenleyen m. 5’ten ayrılmalıdır.

İki hüküm farklı hukuki sorunlara çözüm getirmektedir.

MÖHUK m. 2/2’de, gerekli araştırmalara rağmen yetkili yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tespit edilememesi söz konusudur.

MÖHUK m. 5’te ise uygulanacak yabancı hukuk kuralı tespit edilmiş olmakla birlikte, bu kuralın somut olaya uygulanmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması söz konusudur.[24]

Bu ayrım temel öneme sahiptir.

Kamu düzeni, yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olduğu her durumda Türk hukukunu tercih etmeye imkân veren genel bir araç değildir.

MÖHUK m. 5’in m. 2/2’den farklı işleyişine ilişkin açık bir örnek, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/3764, K. 2022/5114, 30.05.2022 tarihli kararında görülmektedir. Boşanma uyuşmazlığında Daire, uygulanacak yabancı hukuka ilişkin çerçeveyi belirledikten sonra tarafların müşterek millî hukukunun ilgili hükümlerinin kadın ve erkeğe eşit haklar tanımaması nedeniyle Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu sonucuna varmış ve Türk hukukunun uygulanması gerektiğini belirtmiştir.[25]

Karar, m. 2/2 ile m. 5 arasındaki farkı somutlaştırmaktadır. MÖHUK m. 2/2, gerekli araştırmalara rağmen yetkili yabancı hukukun içeriğinin tespit edilememesi hâlini düzenlerken; m. 5, ilgili yabancı hukuk kuralının tespit edilmiş olduğu bir durumda bu kuralın uygulanmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını gündeme getirir.

Bu nedenle ne m. 2/2 ne de m. 5, Türk kanunlar ihtilafı kurallarınca yetkili kılınan yabancı hukukun MÖHUK’un gerektirdiği inceleme tamamlanmadan bertaraf edilmesine yarayan bir kestirme yol olarak kullanılmalıdır.

IX. Değerlendirme: Yöntem Hükmü Olarak MÖHUK m. 2

MÖHUK m. 2, milletlerarası özel hukukun yapısında bulunan temel bir denge sorununu yansıtmaktadır.

Bir taraftan Türk kanunlar ihtilafı kuralları, başka bir devletle yeterli bağlantı taşıyan özel hukuk ilişkisinin o devlet hukukuna tabi olabileceğini kabul etmektedir.

Diğer taraftan, Türk mahkemesinin sınırlı ölçüde aşina olduğu yabancı bir hukuk düzenini tespit etmesi, anlaması ve somut uyuşmazlığa uygulaması gerekebilmektedir.

MÖHUK m. 2, bu iki hususu uzlaştıran bir sistem kurmaktadır.

Re’sen uygulama ilkesi kanunlar ihtilafı sürecinin bütünlüğünü korur. Yabancı hukukun tespitinde yardım alınabilmesi, bu görevin uygulamadaki güçlüklerini dikkate alır. Yabancı hukukun gerçekten tespit edilemediği hâllerde Türk hukukunun tali olarak uygulanması, uyuşmazlığın çözümsüz kalmasını önler. Atfın sınırlandırılması ise hukuk düzenleri arasında birbirini izleyen yönlendirmelerin doğurduğu karmaşıklığa cevap verir.

Bu bakımdan m. 2, yalnızca yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin teknik bir hüküm değil, uygulanacak hukukun belirlenmesinden uyuşmazlığın esasının çözümlenmesine geçişi düzenleyen yöntemsel bir hüküm olarak değerlendirilmelidir.

Yukarıda ele alınan iş uyuşmazlığı bu durumu açık biçimde göstermektedir. İlgili çalışma dönemlerine Rusya hukukunun uygulanacağının belirlenmesi milletlerarası özel hukuk incelemesini sona erdirmemiş; mahkeme bakımından yetkili yabancı hukukun içeriğini belirleyerek onu somut uyuşmazlığa uygulanabilir hâle getirme görevini doğurmuştur.

Yabancı hukukun yetkili kılınması ile bu hukukun muhtevasının tespit edilmesi arasındaki ayrım, m. 2’nin anlaşılması bakımından merkezî önemdedir.

X. Sonuç

5718 sayılı Kanun’un 2. maddesi, Türk milletlerarası özel hukukunun temel hükümlerinden biridir.

Türk kanunlar ihtilafı kurallarının yabancı bir hukuku yetkili kıldığı hâllerde hâkim, bu hukuku re’sen uygulamakla yükümlüdür. Taraflar yabancı hukukun muhtevasının tespitine yardımcı olabilir; ancak yabancı hukukun uygulanması yalnızca onların girişimine bağlı değildir.

Öte yandan m. 2, yabancı hukukun Türk mahkemesi önünde uygulanmasının doğurabileceği pratik güçlükleri de dikkate almaktadır. Gerekli araştırmalara rağmen yabancı hukukun gerçekten tespit edilemediği hâller için tali bir çözüm öngörmekte, atfın uygulama alanını sınırlandırmakta, hukuk seçiminin etkisini açıklığa kavuşturmakta ve birden fazla bölgesel hukuk düzenine sahip devletler bakımından uygulanacak hukukun nasıl belirleneceğini düzenlemektedir.

Kanun gerekçesi ve Yargıtay içtihadı, bu kuralların yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda doğrudan uygulama sonuçları bulunduğunu göstermektedir.

MÖHUK m. 2’nin temelinde yer alan düşünce özlü biçimde şöyle ifade edilebilir:

Uyuşmazlığın Türk mahkemesinde görülmesi, mutlaka Türk maddi hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda milletlerarası yetkinin belirlenmesi incelemenin yalnızca bir bölümüdür. Uygulanacak hukukun belirlenmesi, muhtevasının usulüne uygun biçimde tespit edilmesi ve uygulanması, Türk milletlerarası özel hukukunda bundan ayrı ve vazgeçilmez bir aşamadır.

Dipnotlar

  1. [1] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”), m. 1/1.
  2. [2] MÖHUK, m. 2/1.
  3. [3] Tuğçe Nimet Yaşar, “Türk Mahkemelerinde Yabancı Hukukun Uygulanması,” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C. 33, S. 2 (2013), s. 75–114.
  4. [4] MÖHUK, m. 2/1.
  5. [5] Volkan Özçelik, “Yabancı Hukukun Uygulanmasında Taraf Rolleri,” Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1 (2020), s. 190–220.
  6. [6] Yaşar, yukarıda dn. 3.
  7. [7] MÖHUK, m. 2/2.
  8. [8] Özçelik, yukarıda dn. 5.
  9. [9] İlyas Arslan, “Yabancı Unsurlu Özel Hukuk Uyuşmazlıklarında Yabancı Hukukun İçeriği Hakkında Bilgi Edinilmesinde Bilirkişinin Rolü,” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51 (2022), s. 293–328, DOI: 10.54049/taad.1140168.
  10. [10] Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Tasarısı, 23. Yasama Dönemi, Esas No. 1/337 (22. Yasama Dönemi Esas No. 1/1231’den yenilenen), m. 2 gerekçesi.
  11. [11] a.g.e.
  12. [12] MÖHUK, m. 2/3.
  13. [13] MÖHUK, m. 2/4.
  14. [14] MÖHUK, m. 2/5.
  15. [15] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6574, K. 2022/8516, T. 25.10.2022.
  16. [16] MÖHUK, m. 2/1 ve m. 14/1.
  17. [17] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6574, K. 2022/8516, T. 25.10.2022.
  18. [18] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/3313, K. 2020/2354, T. 04.03.2020.
  19. [19] a.g.e.
  20. [20] a.g.e.; MÖHUK, m. 2/1–2.
  21. [21] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/6900, K. 2023/8321, T. 31.05.2023.
  22. [22] a.g.e.; MÖHUK, m. 2/1–2, m. 24/3 ve m. 27/1.
  23. [23] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3881, K. 2024/494, T. 25.01.2024.
  24. [24] MÖHUK, m. 5.
  25. [25] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3764, K. 2022/5114, T. 30.05.2022.

TERCAN LEGAL

Tercan Legal; yabancı gerçek kişilere, şirketlere ve meslektaşlarına Türk milletlerarası özel hukuku alanında, uygulanacak hukukun belirlenmesi, Türk mahkemelerindeki yabancılık unsurlu uyuşmazlıklar ve yabancı mahkeme ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konularında danışmanlık vermektedir.

info@tercanlegal.com · WhatsApp / Telegram: +90 506 689 97 22

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Tercan-legal-logo-250-87

Tercan Legal | Attorneys at Law | Turkish Law Firm in Istanbul

Copyright © Tercan Legal 2022 – 2026

Bizi takip edin: