Türk Milletlerarası Özel Hukuk PortalıMÖHUK Madde 2: Yabancı Hukukun Türk Mahkemelerince Uygulanması

15 Eylül 20260

Tercan LegalTürk Milletlerarası Özel Hukuk Portalı › Madde 2

MÖHUK · 5718 sayılı Kanun · Şerh

Madde 2

Yabancı hukukun uygulanması

Kanun metni

5718 sayılı Kanun — Madde 2: Yabancı hukukun uygulanması

(1) Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.

(2) Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde, Türk hukuku uygulanır.

(3) Uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilâfı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması, sadece kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilâflarda dikkate alınır ve bu hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.

(4) Uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hâllerde, taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.

(5) Hukuku uygulanacak devlet iki veya daha çok bölgesel birime ve bu birimler de değişik hukuk düzenlerine sahipse, hangi bölge hukukunun uygulanacağı o devletin hukukuna göre belirlenir. O devlet hukukunda belirleyici bir hükmün yokluğu hâlinde ihtilâfla en sıkı ilişkili bölge hukuku uygulanır.

Resmî Gazete: 12.12.2007, S. 26728.

Yabancı Hukukun Türk Mahkemelerince Uygulanması: 5718 Sayılı Kanun'un 2. Maddesi Üzerine Bir Şerh

Özet

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 2. maddesi, yabancı hukukun Türk mahkemelerinde uygulanmasına ilişkin genel çerçeveyi belirler. Hükme göre hâkim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kuralların yetkili kıldığı yabancı hukuku re’sen uygular; madde ayrıca yabancı hukukun içeriğinin tespitini düzenler ve gerekli araştırmalara rağmen uygulanacak yabancı hukukun içeriği tespit edilemediğinde Türk hukukunun ikincil olarak uygulanmasını öngörür. Hüküm bunların yanında atıf (renvoi), tarafların hukuk seçimi ve birden fazla bölgesel hukuk düzenine sahip devletler meselelerini de ele alır.

Bu şerh, 2. maddeyi kanuni yapısı, yasama geçmişi, seçilmiş doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları üzerinden incelemektedir. Özellikle hâkimin yabancı hukuku tespit yükümlülüğü, yabancı hukukun içeriğinin tespitindeki güçlük ile tespitin imkânsızlığı arasındaki ayrım ve 5718 sayılı Kanun’da atfın sınırlandırılmış işleyişi üzerinde durulmaktadır.

Anahtar Kelimeler:Türk Milletlerarası Özel HukukuMÖHUKyabancı hukukkanunlar ihtilafıuygulanacak hukukatıf (renvoi)Yargıtay5718 sayılı Kanun

I. Giriş

Bir uyuşmazlığın Türk mahkemesinde görülmesi, o uyuşmazlığa mutlaka Türk maddi hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

Özel hukuk ilişkileri giderek daha fazla ulusal sınırları aştıkça, Türk mahkemeleri yabancı uyruklu kişileri, milletlerarası sözleşmeleri, sınır ötesi iş ilişkilerini, yabancılar arasındaki evlilikleri, milletlerarası mirası ve birden fazla ülkeyle bağlantılı malvarlığı değerlerini veya işlemleri konu alan uyuşmazlıklarla sıklıkla karşılaşmaktadır.

Bu tür davalarda sorulması gereken ilk soru, Türk hukukunun uyuşmazlığı nasıl çözdüğü değil, en başta hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı olabilir.

Türk hukukunda bu sorulara ilişkin temel kanuni çerçeveyi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) çizmektedir. Kanun’un 1. maddesi, kapsamı; yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve yabancı kararların tanınması ile tenfizi olarak belirlemektedir.[2]

II. Yabancı Hukukun Re'sen Uygulanması

A. Hâkimin Uygulanacak Hukuku Tespit ve Uygulama Yükümlülüğü

MÖHUK m. 2/1 uyarınca hâkim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular.[3]

Bu kuralın önemi büyüktür.

Yabancı hukukun uygulanması yalnızca taraflardan birinin bunu talep etmesine bağlı değildir. Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta mahkeme, ilgili Türk kanunlar ihtilafı kuralını belirlemek ve bu kuralın yetkili kıldığı hukuku tespit etmek zorundadır.[4]

Bu süreç yabancı bir hukuku işaret ettiğinde, söz konusu yabancı hukuk bizzat Türk milletlerarası özel hukukunun bir sonucu olarak uygulanır hâle gelir.

Dolayısıyla yabancı hukuk, yabancı bir devlet Türk mahkemesindeki yargılama üzerinde yetki iddia ettiği için uygulanmaz. Uygulanmasının sebebi, Türk kanunlar ihtilafı sisteminin ilgili hukuki meselenin o yabancı hukuk düzenine tabi olduğunu belirlemiş olmasıdır.

Bu durum, milletlerarası yetki ile uygulanacak hukukun kavramsal olarak neden birbirinden ayrı tutulması gerektiğini de açıklar. Bir Türk mahkemesinin uyuşmazlığa bakmakta milletlerarası yetkili olması, tek başına uyuşmazlığın esasına Türk maddi hukukunun uygulanacağı sonucunu doğurmaz.

B. Tarafların Rolü

MÖHUK m. 2/1, başka bir hukuk düzenini uygulamanın beraberinde getirdiği pratik güçlükleri kabul ederek hâkime, yetkili yabancı hukukun içeriğinin tespitinde taraflardan yardım isteme imkânı tanımaktadır.[5]

Buradaki ayrım önemlidir.

Taraflar yabancı hukukun tespitinde mahkemeye yardımcı olabilir; ancak mahkemenin uygulanacak hukuku tespit etme ve uygulama yükümlülüğü, ancak taraflardan biri bu hukuku başarıyla ileri sürdüğünde veya ispatladığında doğan bir yükümlülük değildir.

Somut olayın özelliklerine göre tarafların sunduğu malzeme; yabancı mevzuatı, yargı kararlarını, tercümeleri, doktrin görüşlerini veya mahkemenin ilgili yabancı hukuk kurallarını anlamasına yardımcı olabilecek diğer kaynakları kapsayabilir.

Türk doktrini de bu nedenle yabancı hukukun tespitinde hâkim ile tarafların üstlendiği rolleri 2. madde kapsamında ayrı bir mesele olarak ele almıştır.[6]

III. Yabancı Hukukun Tespiti ve Türk Hukukunun İkincil Olarak Uygulanması

Yabancı hukukun uygulanacağının belirlenmesi, kanunlar ihtilafı incelemesini tamamlamaz. Mahkeme bunun ardından söz konusu yabancı hukukun fiilen ne öngördüğünü tespit etmek zorundadır.

Bu, yabancı bir kanun metnine ulaşmaktan fazlasını gerektirebilir. Uygulanacak hukukun güncel içeriğinin ve işleyişinin tespitinde değişiklikler, yargısal yorum, ikincil mevzuat ve farklı hükümler arasındaki etkileşim de önem taşıyabilir.[7]

Bu işin pratik güçlüğü küçümsenmemelidir. Hukuk sistemleri arasındaki farklılıklar, dil engelleri, güvenilir kaynaklara erişim sorunları ve yabancı kuralların yorumuna ilişkin belirsizlikler, yabancı hukuku uygulamakla görevli bir ulusal mahkemenin işini zorlaştırabilir.

A. MÖHUK m. 2/2: Türk Hukukunun Uygulanmasının Eşiği

MÖHUK m. 2/2, uygulanacak yabancı hukukun nihayetinde tespit edilemediği durumlar için ikincil bir çözüm öngörmektedir.

Yetkili yabancı hukukun ilgili hükümleri bütün araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır.[8]

Bu nedenle kanunun öngördüğü sıralama önemlidir:

yabancı hukukun yetkili kılınmasıgerekli araştırmanın yapılmasıiçeriğin tespit edilememesiTürk hukukunun ikincil olarak uygulanması

2. madde şu formülü öngörmez: yabancı hukukun tespitinde güçlük = Türk hukukunun uygulanması.

Türk hukuku, yabancı hukuk yabancı geldiği veya tespiti güç olduğu için başvurulabilecek bir seçenek değil, bir yedek mekanizmadır.

Bu ayrım, Türk kanunlar ihtilafı sisteminin etkinliğini korur. Salt güçlük Türk hukukuna derhâl başvurmayı haklı kılsaydı, MÖHUK uyarınca yabancı hukukun yetkili kılınması kolaylıkla pratik etkisinden yoksun bırakılabilirdi.

B. Tespit Yöntemleri ve Bilirkişi Yardımı

Özellikle önemli bir soru, Türk mahkemesinin yabancı hukuk hakkında hangi yollarla güvenilir bilgi edinebileceğidir.

Taraflar mahkemeye yardımcı olabileceği gibi, milletlerarası belgeler ve adli yardımlaşma mekanizmaları da yabancı hukuka ilişkin bilgiye erişimi kolaylaştırabilir.[9]

Bilirkişiye başvurulması özel bir dikkat gerektirir.

Türk usul hukuku, kural olarak salt hukuki meselelerin bilirkişiye bırakılmasını yasaklar. Buna karşın doktrinde, hukuki değerlendirme şeklindeki yargısal görevin bilirkişiye devredilmesi (ki bu caiz değildir) ile yabancı hukukun içeriğinin tespit edilmesi ve anlaşılması gibi daha sınırlı bir amaçla bilirkişi yardımı alınması arasında ayrım yapılmaktadır.[10]

Bu ayrım Yargıtay içtihatlarına da yansımıştır. Uygun durumlarda mahkeme, uygulanacak yabancı hukuk düzeni konusunda uzmanlığı bulunan bir kişiden yardım alabilir.

Ne var ki hukuku yorumlama ve uygulama sorumluluğu nihai olarak mahkemede kalır.

IV. Kanun Gerekçesi ve Tarihsel Arka Plan: 2675 Sayılı Kanun'dan 5718 Sayılı Kanun'a

5718 sayılı Kanun’un 2. maddesi, selefi olan mülga 2675 sayılı Kanun’un 2. maddesi de göz önünde bulundurularak anlaşılmalıdır.

Mevcut 2. maddenin gerekçesi, özellikle atıf bakımından önem taşımaktadır.[11]

Atıf, Türk kanunlar ihtilafı kuralının yabancı bir hukuk düzenini yetkili kılması ve bunun ardından o yabancı hukukun kendi kanunlar ihtilafı kurallarının dikkate alınması durumunda gündeme gelir. Bu kurallar meseleyi başka bir hukuk düzenine yönlendirebilir.

Mülga 2675 sayılı Kanun döneminde, 2. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen atıf mekanizması daha geniş bir alanda işliyordu. Mevcut hükmün gerekçesi, mahkemelerin yabancı hukukun uygulanmasında karşılaştığı pratik güçlüklere ve özellikle bir yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kurallarından hareketle başka bir yabancı hukukun araştırılıp tespit edilmesinin zorluğuna açıkça değinmektedir.[12]

5718 sayılı Kanun buna atfın işleyişini sınırlandırarak karşılık vermiştir.

MÖHUK m. 2/3 uyarınca yetkili kılınan yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kuralları artık yalnızca kişi hukuku ve aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dikkate alınır. Bu süreç sonunda yetkili kılınan hukukun maddi hukuk kuralları uygulanır.[13]

Dolayısıyla bu değişiklik, bilinçli bir yasama uzlaşmasını yansıtır. Atıf kaldırılmamış, ancak daha geniş işleyişinin yol açtığı pratik güçlükler nedeniyle kapsamı daraltılmıştır.

Yasama geçmişi, bu itibarla kanun metninin tek başına sunamayacağı bir katkı sağlar: m. 2/3 atfın nerede işlediğini söylerken, gerekçe kapsamının neden daraltıldığını açıklamaya yardımcı olur.

V. Tarafların Hukuk Seçimi

MÖHUK m. 2/4, yabancı hukukun uygulanır hâle gelebileceği farklı bir yolu, yani irade serbestisini düzenler.

MÖHUK’un tarafların hukuki ilişkilerine uygulanacak hukuku seçmelerine izin verdiği hâllerde, açıkça aksi kararlaştırılmadıkça bu seçim, seçilen hukuk düzeninin maddi hukuk kurallarına yapılmış sayılır.[14]

Bu kural, yabancı bir hukukun seçilmesinin o devletin kanunlar ihtilafı kurallarını kendiliğinden devreye sokmasını ve ilişkinin başka bir hukuk düzenine yönlendirilmesi ihtimalini engeller.

Hüküm, hukuk seçiminin genellikle öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik amaçlarına hizmet ettiği milletlerarası sözleşme ilişkilerinde özellikle önem taşır.

m. 2/4, uygulanacak hukuku seçmeye yönelik sınırsız bir hak tanımaz. Hukuk seçiminin caiz olup olmadığı ve tabi olduğu sınırlar, ilgili hukuki ilişkiyi düzenleyen özel MÖHUK hükmüne göre belirlenmelidir.

VI. Birden Fazla Bölgesel Hukuk Düzenine Sahip Devletler

MÖHUK m. 2/5, hukuku uygulanacak devletin farklı hukuk düzenlerine tabi iki veya daha fazla bölgesel birimden oluştuğu durumları düzenler.[15]

Bu durumlarda uygulanacak devletin belirlenmesi, uygulanacak hukukun belirlenmesi için yeterli olmayabilir.

İlgili bölgesel hukuk düzeni öncelikle söz konusu yabancı devletin hukukuna göre tespit edilir. O devletin hukukunda bu tespiti yapmaya elverişli bir kural bulunmuyorsa, 2. madde mahkemeye uyuşmazlıkla en sıkı ilişkili bölgesel birimin hukukunu uygulamasını emreder.

Böylece hüküm, yetkili kılınan devletin bölgesel olarak yeknesak tek bir özel hukuk sistemine sahip olmadığı durumlarda uygulanacak hukukun belirlenmesi sürecini tamamlar.

VII. Yargıtay İçtihatlarında 2. Madde

2. maddenin önemi, kanun metni gerçek davalardaki uygulamasıyla birlikte incelendiğinde daha belirgin biçimde ortaya çıkar.

A. Re'sen Uygulama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/4788, K. 2022/6927, 12.09.2022

Uyuşmazlık, yabancılık unsuru taşıyan bir boşanma davasına ilişkindir. Dava tarihinde her iki taraf da yabancı uyrukluydu.[16]

MÖHUK m. 14 uyarınca boşanma ve ayrılığın sebepleri ve hükümleri öncelikle eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Eşlerin farklı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad meskenlerinin hukuku, bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku uygulanır.[17]

2. Hukuk Dairesi, m. 2/1’de yer alan yükümlülüğün altını çizmiştir: hâkim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kuralların yetkili kıldığı yabancı hukuku tarafların bu hukukun uygulanmasını talep edip etmediğine bakmaksızın uygulamak zorundadır.[18]

İlk derece mahkemeleri, MÖHUK’un gerektirdiği uygulanacak hukuk incelemesini tamamlamadan uyuşmazlığı Türk maddi hukukuna göre çözmüştü.

Yargıtay bu yaklaşımı hatalı bularak kararı bozmuştur.

Kararın önemi

Karar, re’sen uygulama ilkesini somut olarak hayata geçirmektedir.

Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlığın esası hakkında karar vermeden önce mahkeme, uygulanacak hukuku tespit etmek zorundadır. Ne yargılamanın Türkiye’de yapılıyor olması ne de tarafların yabancı hukuku ileri sürmemiş olması, mahkemenin bu incelemeyi atlamasına imkân verir.

Karar, bu yönüyle daha genel bir yöntemsel önermeyi de ortaya koymaktadır:

uygulanacak hukukun belirlenmesi, maddi hukukun uygulanmasından önce gelir.

B. Yabancı Hukukun Tespiti: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/6529, K. 2022/8022, 16.06.2022

9. Hukuk Dairesi, Türkiye dışındaki projelerde, son dönemi Irak’ta geçen bir çalışmaya ilişkin uyuşmazlıkta uygulanacak hukuku incelemiştir.[19]

Daire, ilgili son dönem bakımından tarafların iş ilişkisini işin görüldüğü ülke hukukuna tabi kılan bir hukuk seçimi anlaşması yaptıklarını tespit etmiştir. İşçinin bu dönemdeki mutad işyeri Irak’tı. Daire, bu nedenle o döneme ilişkin taleplere Irak hukukunun uygulanacağı sonucuna varmıştır.[20]

Karar, yabancı hukukun uygulanması ve tespitine ilişkin 2. madde çerçevesini genel olarak yeniden hatırlatmıştır.

Önemle belirtmek gerekir ki Daire, gerekirse uyuşmazlık karara bağlanmadan önce Irak hukukunu bilen bir bilirkişiden rapor alınabileceğini ifade etmiştir.[21]

Kararın önemi

Karar, uygulanacak yabancı hukuk düzeninin belirlenmesiyle mahkemenin görevinin sona ermediğini göstermektedir.

Irak hukukunun uygulanacağı belirlendikten sonra da mahkemenin işçilik alacaklarını karara bağlayabilmesi için bu hukukun içeriğinin yeterli ölçüde tespit edilmesi gerekiyordu.

Karar böylece yetkili kılma ile içeriğin tespiti arasındaki önemli ayrımı ortaya koymaktadır.

Hangi hukuk uygulanır? bir sorudur.

O hukuk uyuşmazlık hakkında ne öngörür? ise başka bir soru.

Bu ayrım, 2. maddenin pratikteki işleyişinin tam merkezinde yer alır.

C. Sonraki Aşama: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/227, K. 2024/278, 22.05.2024

İş uyuşmazlığının sonraki usul seyri, yabancı hukukun uygulamada nasıl tespit edildiğine dair öğretici bir örnek sunmaktadır.[22]

9. Hukuk Dairesi’nin 2022 tarihli bozma kararının ardından ilk derece mahkemesi, ilgili Irak iş mevzuatının tercümesini Adalet Bakanlığı aracılığıyla temin etmiş ve işçinin taleplerini Türk ve Irak hukuku bakımından değerlendiren bir bilirkişi raporu aldırmıştır.[23]

Dosya daha sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.

Ancak bu kararda kayda geçirilen delil toplama sürecini, Hukuk Genel Kurulu’nun asıl hükmünden ayırmak önemlidir.

Hukuk Genel Kurulu, 2. madde hakkında esasa ilişkin bir yorum yapmamıştır. Kararı usule ilişkin bir meseleye dairdir. İlk derece mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin bozmasından sonra yeni delil topladığından, verdiği sonraki karar gerçek anlamda bir direnme kararı değil, yeni bir hüküm olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle dosyanın ilgili Hukuk Dairesi tarafından incelenmesi gerekmiştir.[24]

Bununla birlikte, kararda kayda geçirilen usul seyri 2. maddenin uygulamadaki işleyişini anlamak bakımından değerlidir. Karar, yabancı hukukun tespit edilebileceği somut bir sıralamayı göstermektedir:

yabancı hukukun yetkili kılınmasıyabancı mevzuatın teminibilirkişi yardımıyargısal değerlendirme

Bu örnek, 2. maddenin neden “hâkim yabancı hukuku re’sen uygular” önermesine indirgenemeyeceğini göstermektedir. Uygulamada en zorlu aşamalardan biri, yabancı hukuk yetkili kılındıktan sonra ortaya çıkabilir: bu hukukun içeriğini yargısal uygulamaya elverişli, yeterince güvenilir bir biçimde tespit etmek.

VIII. 2. Madde ve Kamu Düzeni İstisnası

2. madde, Türk kamu düzeni istisnasını düzenleyen MÖHUK m. 5’ten ayırt edilmelidir.

Bu hükümler temelde farklı sorunlara çözüm getirir.

m. 2/2‘de, uygulanacak yabancı hukukun içeriği gerekli araştırmalara rağmen tespit edilememektedir.

m. 5‘te ise uygulanacak yabancı hukuk kuralı tespit edilmiştir; ancak bu kuralın somut olaya uygulanması Türk kamu düzenine açıkça aykırı olacaktır.[25]

Bu ayrım esastır.

Kamu düzeni, yabancı hukuk Türk iç hukukundan her farklılaştığında Türk hukukunu tercih etmeye yarayan genel bir mekanizma değildir.

Yargıtay içtihatları, milletlerarası özel hukukta kamu düzeni müdahalesinin istisnai niteliğini vurgulamaktadır. Yabancı hukukun uygulandığı iş davalarında 9. Hukuk Dairesi, yabancı hukukun Türk hukukundan farklı hatta daha dar bir koruma sağlamasının tek başına Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmadığını belirtmiştir.[26]

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu da yabancı kararların tanınması ve tenfizi bağlamında milletlerarası kamu düzenine ilişkin dar bir anlayış benimsemiş; Türk hukukunun her emredici hükmüyle bağdaşmamanın kendiliğinden kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceğini vurgulamıştır.[27]

Söz konusu içtihadı birleştirme kararı, doğrudan m. 5 değil tanıma ve tenfiz bağlamında verilmiştir. Bununla birlikte kamu düzenine ilişkin genel tespitleri, yabancı hukukun uygulanmasını konu alan sonraki Yargıtay kararlarında dayanak olarak kullanılmıştır.

Bu itibarla ne m. 2/2 ne de m. 5, Türk kanunlar ihtilafı sisteminin yetkili kıldığı yabancı hukukun MÖHUK’un gerektirdiği inceleme tamamlanmadan bertaraf edilmesine imkân veren bir kestirme yola dönüşmemelidir.

IX. Değerlendirme: Yöntemsel Bir Hüküm Olarak 2. Madde

2. madde, milletlerarası özel hukukun doğasında bulunan temel bir gerilimi yansıtır.

Bir yandan Türk kanunlar ihtilafı kuralları, başka bir devletle yeterli bağlantısı bulunan bir özel hukuk ilişkisinin haklı olarak o devletin hukukuna tabi olabileceğini kabul eder.

Öte yandan ulusal bir mahkemenin, sınırlı düzeyde aşina olabileceği bir hukuk düzenini belirleyebilmesi, anlayabilmesi ve uygulayabilmesi gerekir.

2. madde bu iki düşünceyi uzlaştırmaya çalışır.

Re’sen uygulama ilkesi, kanunlar ihtilafı sürecinin bütünlüğünü korur. Yardım alma imkânı, yabancı hukukun tespitindeki pratik güçlüğü kabul eder. Türk hukukunun ikincil olarak uygulanması, yabancı hukukun gerçekten tespit edilemediği durumlarda yargılamanın çözümsüz kalmasını önler. Atfın sınırlandırılması ise hukuk düzenleri arasındaki ardışık yönlendirmelerin yarattığı karmaşıklığa bir cevaptır.

Bu nedenle 2. madde, yalnızca yabancı hukuka ilişkin teknik bir kural olarak değil, uygulanacak hukukun belirlenmesinden uyuşmazlığın karara bağlanmasına geçişi düzenleyen yöntemsel bir hüküm olarak anlaşılmalıdır.

Yukarıda ele alınan iş davası bunu özellikle iyi göstermektedir. Irak hukukunun uygulanacağının belirlenmesi, milletlerarası özel hukuk incelemesini sona erdirmemiştir. Bu tespit, ikinci bir kurumsal görevi doğurmuştur: Irak hukukunun içeriğini yargısal uygulamaya elverişli bir biçimde tespit etmek.

Yabancı hukukun yetkili kılınması ile yabancı hukukun içeriğinin tespiti arasındaki bu ayrım, 2. maddenin anlaşılmasında merkezî bir yere sahiptir.

X. Sonuç

5718 sayılı Kanun’un 2. maddesi, Türk milletlerarası özel hukukunda temel bir konuma sahiptir.

Türk kanunlar ihtilafı kuralları yabancı hukuku yetkili kıldığında Türk hâkimi bu hukuku re’sen uygulamakla yükümlüdür. Taraflar bu hukukun içeriğinin tespitine yardımcı olabilir; ancak uygulanması yalnızca onların girişimine bağlı değildir.

Aynı zamanda 2. madde, yabancı hukukun ulusal bir mahkemede uygulanmasının doğasında bulunan pratik güçlükleri de kabul eder. Madde, yabancı hukukun gerekli araştırmalara rağmen gerçekten tespit edilemediği durumlar için ikincil bir çözüm öngörür, atfın işleyişini sınırlandırır, tarafların hukuk seçiminin etkisini açıklığa kavuşturur ve birden fazla bölgesel hukuk düzenine sahip yabancı devletlere ilişkin durumu düzenler.

Yasama geçmişi ve Yargıtay içtihatları, bu kuralların sınır ötesi uyuşmazlıklar üzerinde doğrudan sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.

2. maddenin temelindeki ana önerme, nihayetinde basitçe şöyle ifade edilebilir:

Davanın Türk mahkemesinde görülmesi, Türk maddi hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez.

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda milletlerarası yetkinin belirlenmesi, incelemenin yalnızca bir parçasıdır. Uygulanacak hukukun belirlenmesi, içeriğinin gereği gibi tespit edilmesi ve uygulanması, Türk milletlerarası özel hukukunun ayrı ve vazgeçilmez bir görevi olmaya devam etmektedir.

Dipnotlar

  1. [1] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”), özellikle uygulanacak hukuka ilişkin meseleleri Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinden ayıran m. 1, 2 ve 40.
  2. [2] MÖHUK m. 1/1.
  3. [3] MÖHUK m. 2/1.
  4. [4] Tuğçe Nimet Yaşar, “Türk Mahkemelerinde Yabancı Hukukun Uygulanması”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C. 33, S. 2 (2013), s. 75–114.
  5. [5] MÖHUK m. 2/1.
  6. [6] Volkan Özçelik, “Yabancı Hukukun Uygulanmasında Taraf Rolleri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1 (2020), s. 190–220.
  7. [7] Genel olarak bkz. Yaşar, a.g.m. (dn. 4).
  8. [8] MÖHUK m. 2/2.
  9. [9] Özçelik, a.g.m. (dn. 6); yazar, taraflardan yardım alınması ve yabancı hukuk hakkında bilgi edinilmesine ilişkin milletlerarası belgeler dâhil olmak üzere yabancı hukukun tespitinde başvurulabilecek mekanizmaları incelemektedir.
  10. [10] İlyas Arslan, “Yabancı Unsurlu Özel Hukuk Uyuşmazlıklarında Yabancı Hukukun İçeriği Hakkında Bilgi Edinilmesinde Bilirkişinin Rolü”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51 (2022), s. 293–328.
  11. [11] Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Tasarısı, Esas No. 1/1231, 2. madde gerekçesi; tasarı daha sonra 27.11.2007 tarihli 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun olarak kabul edilmiştir.
  12. [12] Aynı yer, 2. madde gerekçesi. Gerekçede, 2. maddenin mülga 2675 sayılı Kanun’un 2. maddesini kısmen karşıladığı; eski hükümdeki atfın geniş işleyişinin, özellikle mahkemelerin bir yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kurallarından hareketle başka bir yabancı hukuku araştırıp tespit etmek zorunda kaldığı durumlarda pratik güçlüklere yol açtığı açıklanmaktadır. Kanun koyucu bu nedenle yeni düzenlemede atfı kişi hukuku ve aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarla sınırlandırmıştır.
  13. [13] MÖHUK m. 2/3.
  14. [14] MÖHUK m. 2/4.
  15. [15] MÖHUK m. 2/5.
  16. [16] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/4788, K. 2022/6927, 12.09.2022.
  17. [17] MÖHUK m. 14/1.
  18. [18] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/4788, K. 2022/6927, 12.09.2022.
  19. [19] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/6529, K. 2022/8022, 16.06.2022.
  20. [20] Aynı karar. Daire, 28.09.2011 tarihinde başlayan çalışma dönemi bakımından tarafların hukuk seçimi yaptığını ve işçinin ilgili dönemdeki mutad işyerinin Irak olduğunu tespit etmiştir.
  21. [21] Aynı karar. Daire, gerekirse uyuşmazlık karara bağlanmadan önce Irak hukukunu bilen bir bilirkişiden rapor alınabileceğini belirtmiştir.
  22. [22] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/227, K. 2024/278, 22.05.2024.
  23. [23] Aynı karar. Kararda, önceki bozma kararının ardından ilk derece mahkemesinin ilgili Irak iş mevzuatının tercümesini Adalet Bakanlığı aracılığıyla temin ettiği ve talepleri Türk ve Irak hukuku bakımından değerlendiren bir bilirkişi raporu aldığı kayda geçirilmiştir.
  24. [24] Aynı karar. Hukuk Genel Kurulu, bozmadan sonra yeni delil toplandığından ilk derece mahkemesinin kararının gerçek anlamda bir direnme kararı değil yeni bir hüküm niteliğinde olduğu, dolayısıyla temyiz incelemesinin ilgili Hukuk Dairesine ait bulunduğu sonucuna varmıştır.
  25. [25] MÖHUK m. 5.
  26. [26] Bkz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/6529, K. 2022/8022, 16.06.2022; kararda, uygulanacak yabancı hukukun işçiye Türk hukukundan daha az koruma sağlamasının tek başına Türk kamu düzeni gerekçesiyle müdahaleyi haklı kılmaya yetmediği vurgulanmaktadır.
  27. [27] Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2010/1, K. 2012/1, 10.02.2012. Karar, MÖHUK m. 54/1-c uyarınca yabancı kararların tanınması ve tenfizinde kamu düzeni meselesine ilişkindir. Kararın milletlerarası kamu düzeninin dar yorumlanmasına ilişkin genel tespitleri, sonraki Yargıtay kararlarında yabancı hukukun uygulanması bakımından da dayanak yapılmıştır.

TERCAN LEGAL

Tercan Legal; yabancı gerçek kişilere, şirketlere ve meslektaşlarına Türk milletlerarası özel hukuku alanında, uygulanacak hukukun belirlenmesi, Türk mahkemelerindeki yabancılık unsurlu uyuşmazlıklar ve yabancı mahkeme ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konularında danışmanlık vermektedir.

info@tercanlegal.com · WhatsApp / Telegram: +90 506 689 97 22

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *