Tercan Legal › Türk Milletlerarası Özel Hukuk Portalı › Madde 1
MÖHUK · 5718 sayılı Kanun · Şerh
Madde 1
Kapsam
Kanun metni
5718 sayılı Kanun — Madde 1: Kapsam
(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.
(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.
Resmî Gazete: 12.12.2007, S. 26728.
Türk Milletlerarası Özel Hukukunun Kapsamı: 5718 Sayılı Kanun’un 1. Maddesinin İncelenmesi
Özet
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 1. maddesi, Türk milletlerarası özel hukukunun genel kapsamını belirlemektedir. Buna göre MÖHUK; yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınması ve tenfizini düzenlemektedir. Madde ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutmaktadır.[1]
1. madde kısa bir hüküm olmakla birlikte, MÖHUK’un diğer hükümlerinin uygulanacağı çerçeveyi ortaya koymaktadır. Özellikle yabancılık unsurunun varlığı, özel hukuk uyuşmazlığının Türk kanunlar ihtilafı hukuku ve milletlerarası usul hukuku alanına girip girmediğinin belirlenmesinde önem taşımaktadır.[2] Kanun, yabancılık unsurunu tanımlamamakta; bu unsurun tespitini somut hukuki ilişkinin niteliği ve özelliklerine bağlı bırakmaktadır.
Bu çalışma; 1. maddenin kapsam ve işlevini, yabancılık unsuru kavramını, uygulanacak hukuk ile milletlerarası yetki arasındaki ayrımı, 1. maddenin ikinci fıkrası uyarınca milletlerarası sözleşmelerin rolünü ve bu meselelerin Türk öğretisi ile Yargıtay içtihadındaki ele alınışını incelemektedir. Bu yönüyle 1. madde, bir özel hukuk ilişkisinin MÖHUK kapsamına girip girmediğinin belirlenmesinde başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
İçindekiler
- I. Giriş
- II. 1. Maddenin Belirlediği Kapsam
- III. MÖHUK’un Uygulanması Bakımından Yabancılık Unsuru
- IV. Farklı Özel Hukuk İlişkilerinde Yabancılık Unsurunun Tespiti
- V. Yabancılık Unsuru ve “Milletlerarası” İşlemler
- VI. Yargıtay İçtihadında Yabancılık Unsurunun Tespiti
- VII. Uygulanacak Hukuk ile Milletlerarası Yetki Ayrı Sorulardır
- VIII. 1. Maddenin İkinci Fıkrası ve Milletlerarası Sözleşmeler
- IX. Kanuni Süreklilik: 1. Madde ve Mülga 2675 Sayılı Kanun
- X. MÖHUK Sistemi İçinde 1. Madde
- XI. Uygulamadaki Önemi
- XII. Sonuç
- Dipnotlar
I. Giriş
Özel hukuk ilişkileri çeşitli şekillerde birden fazla hukuk düzeniyle bağlantılı hâle gelebilir. Bir sözleşmenin tarafları farklı ülkelerde yerleşik olabilir, iş yurt dışında görülebilir, bir aile hukuku ilişkisi farklı vatandaşlıkları içerebilir veya yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurması gerekebilir.
Bu tür durumlarda, uygulanacak maddi hukuk kuralları belirlenmeden önce şu ön sorun ortaya çıkar:
Bir özel hukuk ilişkisi hangi durumda Türk milletlerarası özel hukuku alanına girer?
5718 sayılı Kanun’un 1. maddesi bu sorunun cevaplandırılmasında başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
1. maddenin birinci fıkrasına göre MÖHUK; yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınması ve tenfizini düzenlemektedir.[3]
1. maddenin ikinci fıkrasında ise Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğu belirtilmektedir.[4]
Dolayısıyla 1. madde, MÖHUK’un genel kapsamını belirlemekte ve özel hukuk ilişkileri bakımından yabancılık unsurunun varlığını Kanun’un uygulanması açısından merkezi bir konuma yerleştirmektedir.
Bu hükmün anlaşılması, yalnızca 1. maddenin yorumlanması bakımından değil, MÖHUK’un diğer hükümlerinin hangi durumda ve ne şekilde gündeme geleceğinin belirlenmesi bakımından da önemlidir.
II. 1. Maddenin Belirlediği Kapsam
1. maddenin birinci fıkrası şöyledir:
“Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.”[5]
Böylece 1. maddenin birinci fıkrası üç ayrı alanı belirlemektedir: yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk; Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi; yabancı kararların tanınması ve tenfizi.
Bu alanlar birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte farklı hukuki sorulara cevap vermektedir.
Bir Türk mahkemesinin milletlerarası yetkiye sahip olması, uyuşmazlıktaki her meselenin mutlaka Türk maddi hukukuna tabi olacağı anlamına gelmez. Buna karşılık, bir ilişkiye uygulanacak hukukun belirlenmesi de tek başına Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkiye sahip olup olmadığını belirlemez.
Bu nedenle 1. madde, belirli bir uyuşmazlıkta uygulanacak maddi hukuku doğrudan belirleyen veya milletlerarası yetki tesis eden bir kural değildir. Madde, MÖHUK tarafından düzenlenen genel alanları belirlemekte; bu alanlardaki somut sorular ise Kanun’un ilgili diğer hükümleri uyarınca cevaplandırılmaktadır.
III. MÖHUK’un Uygulanması Bakımından Yabancılık Unsuru
“Yabancılık unsuru” kavramı 1. maddenin merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte 5718 sayılı Kanun, kavramı tanımlamamaktadır.
Mesut Aygün, yabancılık unsurunu hem kanunlar ihtilafı hukuku hem de milletlerarası usul hukuku bakımından temel bir unsur olarak ele almaktadır. Bir uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması hâlinde, uygulanacak hukuka ilişkin meseleler Türk kanunlar ihtilafı hukukunun; yargılamaya ilişkin meseleler ise Türk milletlerarası usul hukukunun alanına girmektedir.[6]
Yabancılık unsurunun bulunup bulunmadığı, somut hukuki ilişkinin niteliği ve özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
İlişkinin niteliğine göre yabancılık unsuru; vatandaşlık, yerleşim yeri veya mutad mesken, ifa yeri, malvarlığının bulunduğu yer, ilgili işlem veya olayın gerçekleştiği yer ya da bir şirketin kuruluş yeri gibi çeşitli bağlantılardan kaynaklanabilir. Her özel hukuk ilişkisi bakımından tek ve değişmez bir bağlama noktası belirleyici değildir.[7]
Dolayısıyla belirli bir bağlantının önemi, incelenen hukuki ilişkinin niteliğine göre değerlendirilir.
IV. Farklı Özel Hukuk İlişkilerinde Yabancılık Unsurunun Tespiti
Yabancılık unsurunu oluşturan bağlantı, söz konusu hukuki ilişkinin niteliğine göre değişebilir.
Bir aile hukuku uyuşmazlığında vatandaşlık özellikle önem taşıyabilirken, bir iş ilişkisinde işin mutaden görüldüğü yer belirleyici olabilir. Sözleşmesel uyuşmazlıklarda ise tarafların işyerleri, ifa yeri veya başka bir devletle olan diğer bağlantılar önem kazanabilir.
Hukuki ilişkinin özelliklerini esas alan bu yaklaşım Yargıtay içtihadında da görülmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2023/9545, K. 2023/12447 sayılı ve 20 Eylül 2023 tarihli kararında yabancılık unsuru, bir hukuki işlemi, ilişkiyi veya olayı birden fazla devletin hukuku ile irtibatlı hâle getiren unsur olarak ifade edilmiştir. Daire, iş ilişkileri bakımından işçinin veya işverenin yabancı olması, işverenin iş merkezinin yabancı bir ülkede bulunması, işçinin mutaden yabancı bir ülkede çalışması veya iş ilişkisinin başka bir ülke ile sıkı irtibatlı olması gibi durumları yabancılık unsuruna örnek olarak belirtmiştir.[8]
Karar önemli bir noktayı ortaya koymaktadır: yabancılık unsuru yalnızca vatandaşlıkla sınırlı değildir. İlgili milletlerarası bağlantı, somut hukuki ilişkinin özellikleri dikkate alınarak tespit edilmelidir.
V. Yabancılık Unsuru ve “Milletlerarası” İşlemler
Yabancılık unsuru kavramı, ekonomik anlamda milletlerarası işlem şeklindeki daha dar kavramla karıştırılmamalıdır.
Bir özel hukuk ilişkisi, klasik anlamda milletlerarası ticaret kapsamında olmasa dahi, hukuken önem taşıyan bir yabancı bağlantı nedeniyle milletlerarası özel hukuk alanına girebilir.[9]
Bu ayrım önemlidir; zira 1. madde yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkileri geniş biçimde kapsamaktadır. Dolayısıyla maddenin kapsamı sınır ötesi ticari faaliyetlerle sınırlı değildir.
Gerekli yabancı bağlantının bulunması hâlinde aile hukuku, miras, ehliyet ve diğer özel hukuk meseleleri de MÖHUK kapsamında sorunlar doğurabilir.
VI. Yargıtay İçtihadında Yabancılık Unsurunun Tespiti
Yargıtay içtihadı, yabancılık unsurunun hem anlamı hem de bu unsurun tespit edilmesinin hukuki sonucu bakımından somut örnekler sunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/3764, K. 2022/5114 sayılı ve 30 Mayıs 2022 tarihli kararında, Türkiye’de mülteci olarak bulunan iki yabancı uyruklu taraf arasındaki boşanma davası incelenmiştir. Daire, tarafların yabancı uyruklu olmaları nedeniyle davanın yabancılık unsuru taşıdığını açıkça belirtmiş ve bu nedenle uygulanacak hukukun 5718 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğini ifade ederek MÖHUK’un 1. maddesine açıkça atıf yapmıştır.[10]
Daire daha sonra MÖHUK’un ilgili hükümlerini uygulamıştır. Boşanma ve ayrılığa uygulanacak hukuka ilişkin 14. maddenin birinci fıkrasına; hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygulamasına ilişkin 2. maddeye; mülteciler bakımından yetkili hukukun belirlenmesinde 4. maddenin (a) bendine ve kamu düzenine ilişkin 5. maddeye atıf yapmıştır. Daire, somut olayda uygulanması gündeme gelen yabancı hukukun boşanmaya ilişkin hükümlerinin kadın ve erkeğe eşit haklar tanımadığını tespit etmiş, bu hükümlerin uygulanmasını Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulmuş ve Türk hukukunun uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.[11]
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, 1. madde bakımından birbirini tamamlayan iki husus ortaya çıkmaktadır. 9. Hukuk Dairesi milletlerarası nitelik taşıyan bir iş ilişkisi bağlamında yabancılık unsuruna ilişkin genel bir tanım sunarken, 2. Hukuk Dairesi yabancılık unsurunun varlığını açıkça 1. madde ile ilişkilendirmekte ve bu tespitin ilgili kanunlar ihtilafı kurallarının uygulanmasını nasıl gündeme getirdiğini göstermektedir.
Kararlar ayrıca yabancılık unsurunun kaynağının incelenen hukuki ilişkiye göre değişebileceğini göstermektedir. Bir kararda milletlerarası bağlantı yurt dışında yürütülen iş ilişkisinin özelliklerinden, diğerinde ise aile hukuku uyuşmazlığının taraflarının yabancı uyruklu olmasından kaynaklanmıştır. Yabancılık unsuru tespit edildikten sonra hukuki sonuçların belirlenmesi için MÖHUK’un ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.
VII. Uygulanacak Hukuk ile Milletlerarası Yetki Ayrı Sorulardır
1. maddenin yapısal olarak en belirgin özelliklerinden biri, uygulanacak hukuk ile milletlerarası yetkiyi ayrı meseleler olarak ele almasıdır.
1. maddede ayrı ayrı şu kavramlara yer verilmektedir:
“uygulanacak hukuk”; ve
“Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi”.
Bu ayrım önemlidir; çünkü bir Türk mahkemesinin milletlerarası yetkiye sahip olması, uyuşmazlığa uygulanacak maddi hukuku kendiliğinden belirlemez.
MÖHUK’un diğer hükümleri de bu ayrımı yansıtmaktadır. 2. madde, kanunlar ihtilafı kurallarının ve bu kurallar uyarınca yetkili olan yabancı hukukun uygulanmasını düzenlerken, 40. madde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin genel kuralı düzenlemektedir.[12]
Yukarıda incelenen 2023 tarihli Yargıtay iş hukuku kararı bu ayrımı somutlaştırmaktadır. Uyuşmazlık Türk mahkemeleri önünde görülmesine rağmen Daire, tarafların 27. maddenin birinci fıkrası kapsamında geçerli bir hukuk seçimi yaptıklarına ve ilgili çalışma dönemi bakımından Rusya Federasyonu hukukunun uygulanacağına karar vermiştir.[13]
Belirtmek gerekir ki MÖHUK m. 27, 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile değiştirilmiş; maddenin birinci ve dördüncü fıkraları yeniden kaleme alınmıştır. 2023 tarihli karar, hükmün bu değişiklikten önceki metnini uygulamıştır.
Dolayısıyla doğru yaklaşım şu değildir:
Uyuşmazlık Türk mahkemesi önündedir; o hâlde Türk hukuku uygulanır.
Uygulanacak hukuk ile milletlerarası yetki, MÖHUK’un ilgili hükümleri uyarınca ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
VIII. 1. Maddenin İkinci Fıkrası ve Milletlerarası Sözleşmeler
1. maddenin ikinci fıkrası şöyledir:
“Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.”[14]
Bu kısa hükmün önemli bir pratik sonucu vardır. MÖHUK, Türkiye’nin milletlerarası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinden bağımsız şekilde uygulanmaz.
Türkiye bakımından bağlayıcı bir milletlerarası sözleşmenin somut milletlerarası özel hukuk meselesini düzenlediği hâllerde, ilgili MÖHUK hükmünün doğrudan uygulanacağı sonucuna varmadan önce söz konusu sözleşmenin dikkate alınması gerekir.
Bu saklı tutma, milletlerarası andlaşmaların Türk hukukundaki anayasal konumuyla da uyumludur. Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir; temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde ise andlaşma hükümleri esas alınır. MÖHUK m. 1/2, bu önceliği milletlerarası özel hukuk alanı bakımından özel olarak ifade etmektedir.
Yabancılık unsuru taşıyan vasiyetnamelerin şekli bu konuda yararlı bir örnektir.
Cansu Yener Keskin, hem MÖHUK’un 20. maddesinin dördüncü fıkrasının hem de 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanunlar İhtilafı Hakkında Lahey Sözleşmesi’nin ilgili kanunlar ihtilafı kurallarını içerdiğini açıklamaktadır. Bununla birlikte 1. maddenin ikinci fıkrası gereğince, uygulanma şartları mevcut olduğunda öncelikle Sözleşmenin dikkate alınması gerekir.[15] Yazar, MÖHUK m. 20/4’ün söz konusu sözleşme rejimi yanında hangi hâllerde uygulanmaya devam edeceğini özellikle incelemektedir.
Bu nedenle 1. maddenin ikinci fıkrası, uygun durumlarda milletlerarası sözleşme incelemesini önemli bir ön aşama hâline getirmektedir. Uygulanacak kuralın yalnızca MÖHUK’a bakılarak belirlenmesi her zaman mümkün değildir.
IX. Kanuni Süreklilik: 1. Madde ve Mülga 2675 Sayılı Kanun
5718 sayılı Kanun’un bazı hükümlerinden farklı olarak 1. madde, önceki milletlerarası özel hukuk kanununun yerine yeni Kanun kabul edilirken esaslı bir değişikliğe uğramamıştır.
1. maddeye ilişkin madde gerekçesinde şu ifadeye yer verilmiştir:
“2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci maddesini aynen karşılamaktadır.”[16]
Başka bir ifadeyle madde gerekçesi, kapsam hükmünde esaslı bir değişiklik yapılmasından ziyade mülga 2675 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle sürekliliği ortaya koymaktadır.
20.05.1982 tarihli ve 2675 sayılı Kanun, 27.11.2007 tarihinde kabul edilip 12.12.2007 tarihli ve 26728 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5718 sayılı Kanun’un 64. maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Mülga 2675 sayılı Kanun’un 1. maddesi de yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınması ve tenfizini düzenlemekte; Türkiye bakımından bağlayıcı milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutmaktaydı.[17]
Dolayısıyla 1. maddenin önemi, kanuni bir değişiklikten ziyade Türk milletlerarası özel hukukunun genel kapsamını belirleme işlevinin devam etmesinde yatmaktadır.
X. MÖHUK Sistemi İçinde 1. Madde
1. madde Kanun’un genel kapsamını belirlerken, devamındaki hükümler daha özel kanunlar ihtilafı meselelerini düzenlemektedir.
Örneğin 2. madde, Türk kanunlar ihtilafı kurallarının ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukukun uygulanmasını düzenlemektedir. 5. madde kamu düzeni müdahalesini, 9. madde ise ehliyete uygulanacak hukuku düzenlemektedir.
Diğer hükümler belirli özel hukuk ilişkilerine özgü kanunlar ihtilafı kuralları öngörürken, milletlerarası usul hukukuna ilişkin hükümler Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ile yabancı kararların tanınması ve tenfizi dâhil çeşitli meseleleri düzenlemektedir.
Bu nedenle inceleme, önce yabancılık unsurunun ve özel hukuk ilişkisinin niteliğinin tespit edilmesini, ardından somut meseleye uygulanacak MÖHUK hükmünün belirlenmesini gerektirir.
İlgili kanunlar ihtilafı kuralının yabancı hukuku yetkili kılması hâlinde ise Türk hâkiminin bu hukuku nasıl uygulayacağı 2. madde uyarınca belirlenir.
XI. Uygulamadaki Önemi
Uygulamada 1. madde, yabancılık unsuru taşıyan bir özel hukuk uyuşmazlığının esasına girilmeden önce bazı ön meselelerin birbirinden ayrılarak değerlendirilmesini gerektirir.
İlk olarak ilişkinin hukuken önem taşıyan bir yabancılık unsuru içerip içermediği ve uyuşmazlığın özel hukuk alanına girip girmediği belirlenmelidir. Ardından meselenin niteliği tespit edilmelidir: uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki veya tanıma ve tenfiz. İlgili MÖHUK hükmüne geçilmeden önce, Türkiye bakımından bağlayıcı bir milletlerarası sözleşmenin somut meseleyi düzenleyip düzenlemediğinin de belirlenmesi gerekir.
Önemle belirtmek gerekir ki yabancılık unsurunun varlığı, uyuşmazlığa sonuç olarak mutlaka yabancı maddi hukukun uygulanacağı anlamına gelmez.
Yabancılık unsurunun varlığı, milletlerarası özel hukuk bakımından gerekli incelemenin yapılmasını gündeme getirir.
İlgili kanunlar ihtilafı kuralı sonuçta Türk hukukunu veya yabancı hukuku yetkili kılabilir. Benzer şekilde, bir Türk mahkemesinin milletlerarası yetkiye sahip olup olmadığı da ilgili yetki kuralları uyarınca ayrıca belirlenmelidir.
Dolayısıyla 1. madde bu soruların cevaplandırılacağı çerçeveyi belirlemekte, ancak maddi cevabı doğrudan vermemektedir.
XII. Sonuç
5718 sayılı Kanun’un 1. maddesi, Türk milletlerarası özel hukukunun genel kapsamını belirlemektedir. Kısa bir hüküm olmakla birlikte uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki ile yabancı kararların tanınması ve tenfizine ilişkin meselelerin ele alınacağı genel çerçeveyi ortaya koymaktadır.
Bu çerçevenin merkezinde yabancılık unsuru yer almaktadır. Ne Kanun ne de içtihat, bu kavramı tek bir bağlama noktasına indirgemektedir. Yabancılık unsurunun varlığı, somut özel hukuk ilişkisinin niteliği ve özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Türk öğretisi ile yukarıda incelenen Yargıtay kararları, yabancı uyrukluluk, işin mutaden yurt dışında görülmesi, işverenin iş merkezinin yurt dışında bulunması ve diğer hukuken önem taşıyan bağlantıların farklı durumlarda bu işlevi görebileceğini göstermektedir.[2][8][10]
1. madde ayrıca uygulanacak hukuk ile milletlerarası yetkinin ayrı meseleler olduğunu ortaya koyarken, ikinci fıkra Türkiye bakımından bağlayıcı milletlerarası sözleşmelerin uygulanmasını saklı tutmaktadır. Madde gerekçesi, 1. maddenin temel yapısının mülga 2675 sayılı Kanun’dan esaslı bir değişiklik yapılmaksızın devralındığını teyit etmektedir.[16]
Bu nedenle 1. madde MÖHUK incelemesinin başlangıç noktasını oluşturmaktadır: yabancılık unsuru taşıyan bir özel hukuk ilişkisine hangi hukukun uygulanacağı belirlenmeden önce, yabancılık unsurunun ve somut uyuşmazlıkta cevaplandırılması gereken hukuki meselenin tespit edilmesi gerekir.
Dipnotlar
- [1] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”), m. 1/1–2.
- [2] Mesut Aygün, “Yabancılık Unsurunun Mahiyeti ve Yargılamadaki Rolü,” Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı (2014), s. 1025–1066.
- [3] MÖHUK, m. 1/1.
- [4] MÖHUK, m. 1/2.
- [5] MÖHUK, m. 1/1.
- [6] Aygün, yukarıda dn. 2, s. 1025–1027.
- [7] Aygün, yukarıda dn. 2, s. 1032–1034.
- [8] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/9545, K. 2023/12447, T. 20.09.2023.
- [9] Aygün, yukarıda dn. 2, s. 1031–1033.
- [10] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3764, K. 2022/5114, T. 30.05.2022.
- [11] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3764, K. 2022/5114, T. 30.05.2022.
- [12] MÖHUK, m. 2 ve m. 40.
- [13] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/9545, K. 2023/12447, T. 20.09.2023.
- [14] MÖHUK, m. 1/2.
- [15] Cansu Yener Keskin, “Yabancılık Unsuru İçeren Vasiyetnamelerin Şekline Uygulanacak Hukuk,” Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 30, S. 3 (2022), s. 1079–1113, DOI: 10.15337/suhfd.1103406.
- [16] 5718 sayılı Kanun m. 1’e ilişkin madde gerekçesi.
- [17] Mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 1.
TERCAN LEGAL
Tercan Legal; yabancı gerçek kişilere, şirketlere ve meslektaşlarına Türk milletlerarası özel hukuku alanında, uygulanacak hukukun belirlenmesi, Türk mahkemelerindeki yabancılık unsurlu uyuşmazlıklar ve yabancı mahkeme ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konularında danışmanlık vermektedir.
info@tercanlegal.com · WhatsApp / Telegram: +90 506 689 97 22

